Hırvatistan’ın Naif Başkenti Zagreb

Zagreb belki herkese göre değil. Ama kalabalıktan sıkılan, yerel halk ile kaynaşmayı seven ve Eurdan illallah demiş bünyelere ilaç gibi gelecek. Dışarıdan küçük ama içi dopdolu bir başkente gidiyoruz…

Budapeşte’den başlayıp saatler süren bir tren yolculuğunun ardından Zagreb’e varıyorum. Yolda gördüğüm yemyeşil manzaralar şehre dair ilk ipuçlarını vermişti., ama tren istasyonun bile bu kadar ağaçlık olmasına şaşırdım. Tren garından kalacağım yere doğru ilerlerken, yol kenarlarındaki sıkı ağaçlşara, meydanda ki insan kalabalığına, gotik kliselere ve loş sarı ışıklarla aydınlanan tarihi binalara göz gezdiriyorum. Aniden yağmur bastırıyor ve etrafı mis gibi toprak kokusu sarıyor. Henüz yeni tanıştık, ama bu ıslak gecenin ortasında Zagreb’i sevmeye başlıyorum.

Hırvatistan’ın başkenti, 1 milyona yakın nüfusuyla Hırvatlar için büyük, bizim içinse küçük sayılabilecek bir şehir, “aşağı şehir” ve ” yukarı şehir” olarak ikiye ayrılıyor. Gornji Grad tepede konumlanan eski şehri, Donji Grad ise aşağı şehri oluşturuyor. Ulaşımın çoğunlukla tramvayla sağladığı şehirde, bu iki bölgeyi birgün içinde rahatlıkla gezebiliyorsunuz.

Heybetli, çoğunlukla gotik ve yer yer barok tarzda inşa edilmiş kliseler hariç, pastel renkli yapıların çoğu insan ölçeğinde. Kendinizi harikalar diyerında dolaşan bir masal kahramanı gibi hissedebilirsiniz. Her köşe başında çiçekciler, uyumlu ve estetik yapılar… Esnaf mütevazı; yerli-turist ayrımı gözetmeksizin sizi içeri davet edebiliyorlar. Hırvatistan’ın asıl turizm geliri görkemli kıyılardan ve adalardaki deniz turizminden gelirken, Zagreb naif bir güzellik sunuyor.

OSMANLI İZLERİ

Zagreb’in tarihi ortaçağa dayanıyor. Osmanlı, Avustarya-Macaristan ve yakın tarihte de Yugoslavya yönetimini gören şehir, uzun yüzyıllar boyunca farklı kültürlere ev sahipliği yapmış.

Zagreb’liler sıcak ve ilgili insanlar. Ne zaman ki bir Hırvat ile tanışıp, Türkiye’den geldiğini söyleseniz sohbetin devamında konu muhakkak Osmanlı’ya veya son zamanlarda Zagreb’de izlenen Türk dizilerinin de etikisi ile Kanuni’ye geliyor. Konuştuğum bir çok kişide “Osmanlı şehrimizi işgal etmiş” öfkesinden çok ” ne güzel kültürler bırakmış” hoşgörüsüne şahit oldum.

Tanıştığım hemen herkes bir-iki Türkçe kelime biliyor. Türkiye’yi istanbulu merak ediyor. Evinde kaldım Ana, ülke gündemimizin hızına şaşırıp “Zagreb’i kimse takmıyor bu yüzden de gündemimiz hep aynı” diyor.

Evet bu küçük şehirde herkes rutin gündemle beraber sabir ve sakin bir hayat yaşıyor.

ZAGREB SOKAKLARINDA

Hayatın biraz daha hızlı aktığı ve turistik diyebileceğimiz noktalar arasında, Donji Grand, ana meydan Jelacic, Zagreb Katedrali ve çevresindeki Dolaç Pazarı, tarihi Kaptol Meydanı ve alışveriş merkezlerinin, kafelerin olduğu Ilica Ceddesi‘ni sayabiliriz. Dolaca Pazarı’nın hemen yakınındaki hareketli Skalinska Sokağı’nda ise yan yana dizili restoanlar, tatlıcılar sıralanıyor.

Zagreb’de bir sokak

Zagreb’in en önemli ve en akılda kalıcı renklerinden Dolac Pazarı ile başlayalım. Zagreb Katedrali’nin fon oluşturduğu pazarda, sabah 6:30’dan öğleden sonra 3’e kadar aklınıza gelecek hertürlü sebze meyve satılıyor. Pazarın etrafına kurulu restoranlarda, saat 12:00-13:00 arası, menüdeki geleneksel yemekleri normal fiyatların altına yiyebiliyorsunuz. Taze balık ve bayaz şarabın beraber sunulduğu bu restoranlarda, yerli halkın arasına karışıp öğle yemeği yemek çok keyifli. Zagreb’liler yemekten sonra pazarında kenarındaki kahvehanelere geçiyor ve kart oynayıp sohbet ediyor.

Evet bu küçük şehirde herkes rutin gündemle beraber sabir ve sakin bir hayat yaşıyor.

5 BİN KİŞİNİN YAŞADIĞI APARTMAN

Yeni Zagreb’de görebileceğiniz bir detay da, pek çok insanın “çirkin” bulabileceği, ama epeyce meraklısıda bulunan sosyalist dönem yapıları. Yerel halkın hala kullandığı, içinde yaşadığı bu gri bloklar aslında sizi ” gerçek ” Zagreb’le tanıştırıyor. Hatta ülkenin ebat olarak en büyük konutu olan “Mamutica” da (İngilizce de dişi mamut anlamına gelmekte) bu dönem yapılarından birisi. Travno’daki 1974 yapımı 20 katlı dev apartman kompleksi 240 metre uzunluğunda ve 70 metre yüksekliğinde. İçindeki 1263 dairede yaklaşık 5 bin insan yaşıyor!!!

5 bin kişinin yaşadığı apartman ” mamutica”

Finükülere binip tepedki eski şehre, Grnji Grand’a çıktığınızda, yamaçlardan önünze serilen Zagreb manzarası size bu şehri bir kez daha sevdirebilir. Çatısındaki desenleri ve romanesk mimarisi ile dikkatinizi çekecek St. Mark Katedrali‘ni ve çevresindeki galeriyi gezip, 15 dakikalık bir yürüyüş ile kendinizi daha yukarılara, Jurjevska Sokağı yakınlarına atıığınıza ise bambaşka bir Zagreb ile karşılaşıyorsunuz.

Turüstlerin uğramadığı bu sokaklarda zaman yavaşlıyor. Yerel halkın yaz- kış yaşadığı, cephelerin yemyeşil sarmaşıklar ile kaplı iki katlı evlerdeki hayata uzaktan da olsa tanık oluyorsunuz. Bu yazlık havasındaki evlerin bahçelerindeki güller ve çevrede yankılanan kuş sesleri, insana bu dik yolların sonunun denize çıkacağı hissini uyandırıyor. Yollar denize çıkmasada iliklerinize kadar hissediyorsunuz.

KAHVE KOKUSU

Kahve Zagreb’de tıpkı biizm kültürümüzde ki gibi sadece bir içecek olmaktan öte, bir sosyalleşme aracı. Üçüncü dalga kahveciler henüz daha buraya uğramamış. Aksine, tarihten gelen etkiler ile kahbe kültürü elektrik şekilde harmanlaşmış. Sohbetlere, kart oyunlarına, gelen geçeni izleme seanslarına genellikle koyu Türk kahbesi eşlik ediyor. Bir mekanda garsona kaybe sipariş verdiğinizde, öününze yüksek ihtimalle Türk kahvesi geliyor.

Eve misafir geldiğinde ise bizdeki gibi cezvede demelenen, Brezilya’dan gelen, tamamnen çekilmiş Arabica kahvelerinden ikram ediliyor.

Kahve kültürü 16. yüzyılda Osmanlıdan emanet alınmış. 18. yüzyılda, Avusturya- Macaristan hakimeyetinde ki şehirde “kavana” denilen kahve içilip ve yanında tatlı tüketilen yerler açılmaya başlamış. Günümüzde bu kültür hala devam etmekte.

BİRAZ BİZİM GİBİLER

Bana göre Zagreb’in en güzel yanı, çok turistik bir şehir olmadığı için yerli halk ile hızla samimiyet kurabikmeniz. Seyehatim sırasında evinde kaldığım çiftde, bir restoranda ayaküstü sohbet ettiğim garsonda o benzer sıcaklık hissini veriyor. Bir şey ikram ettiklerinde teşekkürler almayayım deme şansınız yok . Devamında muhakkat tatlı bir ısrarla karşılaşıyorsunuz. Anlatacaklarınızı merakla dinleyip, size üst üste sorular soruyorlar.

Diğer yandan, yerken yabancılık çekmeyeceğiniz yemekler büyük porsiyonlarda geliyor. İstanbulda bu porsiyonu bu fiyata yemek imkansızgibi yorumlar yaparken bulunuyorsunuz kendinizi

Zagreb, bir çok Avrupa ülkesine göre oldukça heasplı. Tabii ödemeyi Hıtvat para birimi olan Kuna ile yapıyorsunuz.

Gezerken yer yer Budapeşte’ye, Bratislava’ya ve hatta Ayvalık’ın arka sokaklarına bile benzettiğim Zagreb’dei en büyük şaşkınlığı, bir başkente göre trafiği az yollar ve oksijeni bol havayla karşılaştığımda yaşıyorum. Yeni şehir de dahil olmak üzere, burada hiç bir şey üzerinize gelmiyor, yormuyor. Tanıştığım birinin ” dikkat edin bu yoldaki meyvelerden toplamayın, çok trafik var” diye uyardığı yoldan günde belki 5-10 tane araba geçiyor. Haliyle böyle anlarda ufak bir kültür şoku yaşıyor insan.

Rengarenk sokaklarda kaybolduğum, tarihi binalarında zaman yolculuğuna çıktığım, yer yer gördüüm benzerlikler ile dajavu yaşadığım bu şehirden, sımsıcak anılar biriktirerek ayrılıyorum.

ZAGREB GEZİLECEK YERLER

ALTERNATİF KÜLTÜR VE SANAT

Museum of Broken Relationships’i ziyaret edin: 

Tarihi şehirde yer alan en ilgi çekici müze. Türkçesi ile bitmiş ilişkiler müzesi . Adı üstünde biten ilişkilerin ardından elde kalan anılar ve eşyalar sergileniyor. Kendinizden bir parça bulmanıza olası

Alternatif kültür için Mocrava: 

Sava Nehri kenarında sosyalist dönemden kalma fabrika , şu anda alternatif bir kültür merkezi olarak kullanılıyor. Geceleri club kısmında konserlere denk gelebilirsiniz. İçindeki Pogon Jedinstvo isimli mekanda ülkenin ilk drag queen festivali düzenlenmiş

“Cami”( Mestrovic Pavilion):

Hırvat sanatçılar birliğinin Faşizm Kurbanları Meydanın’da ki modern binası dzamija yani camii olarak geçiyor. Heykeltraş İvan Mestrovic’in tasarladığı 1938 yapımı bina, bir dönem etrafına eklenen minarelerle camii olarak kullanılmış. Özünde ve günümüzde bir sanat galerisi. İçeride çağdaş sanatçıların eserleri görülebilir.

“Nine Viens” enstalasyonu:

Şehrin çeşitli yerlerinde gezegen yerleştirmelerine denk gelirseniz bilin ki sanatçı Davor Preis‘in işlerine bakıyorsunuz. Zagreb merkezinde ki Bogoviceva‘da Güneş, Margaretska’da Merkür, Trg bana Jalecica 3’te Venüs, Varsavska 9’da Dünya heyhelleriyle karşılaşabilirsiniz.

Bogoviceva’da bulunan güneş heykeli

YAKIN KAÇAMAKLAR

Plitvice Gölleri Doğal Parkı:

UNESCO’nun Dünya Miras listesinde ki göl parkında, birbirine şelaleler ile bağlanan 16 göl ve mağaralar yer alıyor. Bu göllerde yüzmek yasak ama etrafını ahşap iskeleler ve patikalarla köşe bucak keşfedebilirsiniz. Zagreb otobüs terminalinden kalkan otobüslerle, iki saatlik yolculukla bu parka gidebilirsiniz.

Plitvice gölleri bu şekilde görülmekte sadece bu manzara için bile Zagreb’e gidilebilir

Varazdin:

Zagreb’in kuzeyinde yer alan, barok mimari örnekleri ile dikkat çeken fotojenik şehir Varazdin’e 1.5 saat süren otobüs yolculuğu ile gitmek mümkün

Varazdin’de bu şekilde şato tarzı pek çok bine görebilirsiniz

Vaktiniz Bol ise:

Ünlü dalmaçya kıyılarında ki Split, Zadar veya Dubrovnik, İstra bölgesinde ki Rovinj, Pula ve Motovun şehirlerine uğrayabilirsiniz.

GÖRMEDEN DÖNMEYİN

  • Dolac pazarında alışveriş yapın: Şehrin en meşhur en kapsamlı yiyecek pazarı. Bir şey almayacak olsanız bile içinden geçin, yerli halkın yaşamına tanıklık edin
  • Bit pazarına gidin: Zagreb’liler pazar günü ritüellerinden birisi bit pazarı gezmek. Britanski Meydanı’nda bulunan antika pazarında, çok uzuza harika parçalara denk gelebilirsiniz. Çevresinde kurulan çay bahçelerinde çay-börek ile yorgunluk atabilirsiniz. Unutmadan sadece 08:00 – 14:00 saatleri arası açık
  • Strossmayerov Meydanı’nda yürüyün. Burası, parkların birleşiminden oluşmuş, hafta sonları konserlere den gelebileceğiniz yemyeşil bir alan
  • Strossmartre Festivali’ne uğrayın: Gornji Grad’da yer alan tarihi tepe Gradec’te Mayıs-Eylül arasında düzenlenen bir etkinlik. Yerli tasarınların ürünleri, yan yana dizili açık barlar ve akşamları canlı müzik var
  • Jarun Gölü kenarında vakit geçirin: Eğer yaz hissi arıyorsanız, Sava Nehri kenarında ki gölün çevresi özellikle akşamları kokteyl barları ile eğlenceli bir alternatif olabilir. Turistler buraya daha çok gece gezmesi için gelse de, yerliler balık tutma, bisiklet, barbekü, rüzgar sörfü gibi akriviteler yapıyor. 5 ve 7 nolu tramvaylarla buraya ulaşabilirsiniz.

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir