Tom and my pre-holiday blurbs

Tom Ford’un Mario Testino’nun kitabı “Let me in” için çekilen bu fotoğrafını beğendim :) .

Nasılsınız bakalım? Ben erken girdiğim tatil modundan ve 1 saat sonra ofisten çıkmanın verdiği rahatlıktan dolayı verimsiz geçecek bir günü yaşamaktayım, eminim çoğunuz da aynı duygular içersindesinizdir. Ben bayramda buralarda olacağım, sizleri de beklerim.

Şimdiden iyi bayramlar, iyi tatiller  :)

I like Tom Ford photo for Mario Testino’s book “Let me in”.

Happy thanksgiving! It’s also a national holiday in my country so I’m having a relaxed day since I’ll be out of the office in an hour. We’ll be off until tuesday but I’ll be around and it would be nice to see you here.

Talk to you later :)

Cocosteaparty

White bow

Evden çıkılmadan, evle ilgili bazı şeyler halledilerek geçirilen bir hafta sonu, yoğun bir pazartesiye bağlanınca o kadar da iyi olmuyormuş, bu havayı dağıtmak için bekleyen bir kıyafet postu ile haftayı başlatalım. Bu kıyafetin  özellikle üst kısmı, gün içinde benim aklıma Pride and Prejudice’nin (BBC versiyonu) Colin Firth’ini ve Jane Eyre’nin Timothy Dalton’unu getirdi, neyseki alt kısmıyla onlardan modern durmayı başardım sanırım, ne dersiniz? :)

I was at home all through the weekend and did some stuff about home and it isn’t feeling nice to jump into a busy Monday so just to get rid of this mood, I’m posting an outfit that has been waiting for some time. This outfit, especially the top part, reminded me Colin Firth in Pride and Prejudice (BBC version) and Timothy Dalton in Jane Eyre, however I guess I was able to get more contemporary look at the bottom, what’cha think? :)

Gömlek/Shirt: Zara
Elbise/Dress: H&M
Palto /Coat: Topshop
Botlar/Boots: Kurt Geiger
Yüzük /Ring: 3C
Diz üstü çoraplar/Knee  high socks: Calzedonia
Çanta/Bag: Anya Hindmarch for Target

Yeni Aktüel’de 4 blog yazarı

Gecikmeli de olsa geçen hafta Yeni Aktüel dergisinde çıkan yazı, büyük fotodaki tüm suratsızlığıma ve kırpılmış cevaplarımıza rağmen paylaşmaya değer. Bir de bunun ufak bir perde arkası var, onu da daha başka bir postta göreceksiniz.
This is a feature in Yeni Aktuel mag about 4 fashion blogs in Turkey, including me.Although what we all said wasn’t there and the look on my face is a little bit off in the big picture, it’s still worth to share. Behind the scenes will be here soon.

Appreciate the shoes

Ayakkabıları seviyoruz, istiyoruz, giyiyoruz, rüyalarımızda görüyoruz.. ama doğru isimlerini biliyor muyuz? Bilmiyorsak da, klasiklerden, rahmetli Alexander Mcqueen’in armadillo mu desem, işte ıstakoz kıskacı mı desem, diye beni kararsız bırakan ayakkabılarına varan bir çeşitlilikle hazırlanmış bu eğlenceli görselden öğreniyoruz, hatta güzel bir çıktısını alıp evimizin duvarlarından birisini şenlendiriyoruz. Tabi son dediğim benim için geçerli, sizin için tamamen opsiyonel! .

We love,want, wear, dream about.. shoes but how many of us know how they are called? If you are not sure about it, this fun picture will help you to figure all out from the classics to the Mcqueen’s lobster claws. It also would be a nice way of adding fun to my empty walls, which is totally optinal for you!.

Fashionising

Benim kar halim


Soğuk ve karlı havalarda bana bir şeyler oluyor. Aynada sanki bana benzemeyen birine bakarken buluyorum kendimi, eminim sizlere de oluyordur . Bu nedenle, daha soğuk ülkelerin birinde yaşamadığım için  kendimi bazen şanslı sayıyorum. Bu postta daha önce görmediğiniz şeylere şahit olabilirsiniz, bu bilekli spor ayakkabılar gibi. Bazen yağmurlu, karlı günlerde veya MJ Istanbul tribute’da giydiğim, dolabımda olan varolan G.’nin hediyesi bir çift. Dün evde fotografımı çekecek kimse yoktu, ben de saçma sapan bir şeyler çektim, absurd bir post olarak tarihe geçmesinde sakınca yoktur :) )

Something happens to me in cold ,snowy weather. I sometimes find myself looking at the mirror  and see someone that has nothing to do with me, I bet you all had that feeling time to time. I sometimes see myself lucky for not living in a colder country. Now,you will be witnessing some things that you’ve never seen before, like these hightops I had. I only wear them in rainy, snowy weather or on MJ’s Istanbul tribute, which was a gift from G. Yesterday I was alone at home, there was no one to take  my photo and I did some silly shots.It’s ok to file this post under the absurd folder :) .

 Bunların hepsinin dün üzerimde olduğunu düşünebiliyor musunuz? :)
Can you imagine that I was wearing all of the above yesterday :)
Palto/Coat : MNG
Bere ve hırka /Beanie and cardi: Topshop
Şal/Scarf: ??
Eldiven /Gloves: Evans
Tişört/Tee: The Rolling Stones
Jean/Jeans: Levi’s Type 1
Kazak / Sweater: H&M Men’s ( Erkek arkadaştan ödünç/Borrowed from my bf)
Ayakkabılar/HighTops: Puma by Mihara Yasuhiro

Cupcakes and Clinique

Geçen haftanın en eğlenceli saatlerinden bazıları Clinique markasının Iconjane ile beraber düzenlediği doğum günü partisinde yaşandı.
Last week’s some of the fun moments were from the birthday party of Iconjane with Clinique.

Chubby stick rujlara bir şans verin, çok seveceksiniz. 
You gotta give a chance to chubby sticks, definitely will be your favorite.

Konukların hediyesi / A present for all guests.

Bu fotoğrafla gecenin büyük ödülünü alacağımı düşünüyordum ama yanılmışım. Neyse ki, büyük ödülü kazanan da yabancı değil, Offnegiysem’e, tebrikler!
I thought the big prize will come to me with this photo but I was wrong, it was ok since one of my fellow blogger friend Offnegiysem was the winner, congrats!

Bluz /Blouse: Vintage
Etek/Skirt: Zara
Ayakkabılar /Shoes: Sertaç Delibaş

Tired

Hareketli bir hafta sonu neticesinde, anlatılacaklar, düzenlenecek fotoğraflar yığılmışken, an itibarıyla ben de koltuğa yığılmış durumdayım. Onlara sıra gelene kadar sizi Monaco Grand Prix’sinden hoş bir fotoğrafla bırakıyorum ve huzurlarınızdan ayrılıyorum.

It was a busy weekend, a lot things to be told and many photos to be post but now I’m just tired, lying on the couch .Until then I’d like to share this photo from Monaco Grand Prix with you and say good bye for now.

F for fun

Ünlü tasarımcılar Disney karakterleri olursa ne olur? Karl Lagerfeld Goofy, Marc Jacobs Donald Duck olur, modanın olabileceği en komik kareler olur ve tüm bunlar Elle İspanya Nisan 2010 sayısında olur, hayata geçiren Ulrich Schröder’e de ellerine sağlık denir.
Not: ben bu çalışmayı Simpson’larla olandan daha fazla sevdim.
What if the famous designers are Disney characters? Karl Lagerfeld will be Goofy and Marc Jacobs  will be Donald Duck and it’ll be hillarious as fashion moments, all in Elle Spain’s April 2010 issue. Big kudos goes to Ulrich Schröder for drawings.
p.s.: I like this more than Simpson’s one.

missatlaplaya

Gecikmiş bir diy

Bundan 7 ay kadar önce Tahtakale’ye gitmiş ve yeni diy projeleri için zımba almıştım. O gün bugün milyonlarca sebepten elimi hiç bir şeye sürmedim, geçen bayram tatiline kadar. 4 koca gün ve yapacak fazla bir şeyiniz olmadığında ne yaparsınız?  Birden kendinizi zımbalarla boğuşuyor olarak bulursunuz:

I went to Tahtakale and bought a packet of studs for new diy project about 7 months ago. Since then I didn’t touch anything because of million reasons until recent 4 days holiday. I you have 4 empty days and no  plans, you ended up stuggling with studs:

* Dolabınızda yıllardır duran ( Bu şart değil tabi ki :) ), uyduruk ceket, kazak..vs gibi parçalardan bir veya bir kaçını seçin, bizim konumumuzda jean ceket benim kadife olan arkadaşımın. Eğer bizimki gibi zımbalardan kullanacaksanız  kolay çalışabileceğiniz bir parça seçin, kalın veya çok ince parçalardan kaçının.

*First choose something from your closet  you haven’t been wearing for years ( This is not a must :) ) like jacket or a sweater, in our case jean jacket is mine the other belongs to my friend. If you’re going to use my type of studs try to choose something which is not very thick or very thin.

*Elinizde kullanabileceğiniz zımbalarınız olsun, benimkiler metal ve arkalarından kapatılarak kullanılıyor.
*Have your studs before hand, mines were metal and can be closed from 4 edges.
*Nar taneleri serpilmiş Martini Bianco, olayı daha eğlenceli hale getirebilir ancak kaza olma ihtimalini unutmayın hele benim gibi sakar biriyseniz :)
* Martini Bianco with pomagranate could help but don’t forget there maybe accidents if you’re as clumsy as I am :)
*Zımbaları istediğiniz gibi yerleştirmeye başlayın, uçlarını açmak veya kapamak için biz bıçak kullandık.
*Start placing studs as you wish, we used a knife for opening and closing the edges.
*Lola’da bizi seyrediyordu ancak sonra lambayla ilgilenmenin bizi izlemekten daha eğlenceli olduğunu farketti.
*Lola was watching us but soon she discovered playing with the lamp was much more fun.
*4 Martini, 1 Michael Jackson’un King Of Pop albümü, 1 Kings of Leon albümü ve 2 Amy Winehouse albümü sonra ortaya çıkanlar bunlar, yalnız benim jean ceketin diğer yakasını yapacak ne zaman,ne ellerimizde hal kalmadığından ben onu daha sonra tamamlamayacağım ( inşallah) :)
* 4 Martinis, 1 MJ’s King of Pop, 1 Kings of Leon and 2 Amy Winehouse albums later, here are the results. We couldn’t complete the other collar of my jean jacket because it was late and we had sore fingers, I hope completing it later :)  

Ben geçen hafta..

İyi haftalar : ). Inişli, çıkışlı bir bayram tatilini geride  bırakırken, bendeki izlerini sürerek haftaya başlayalım.
Hello :) Let’s start with last week’s review:
* Ailem ve arkadaşlarımla vakit geçirdim.
I spent my time with my family and friends.
* Yedim: Reasürans’ta yeni açılan Ranchero’da Taco,  Rumelihisarı’ndaki Kale’de çiğ börekli kahvaltı, Nişantaşı Midpoint’te New York Steak’i yiyip, bir de Bebek Mangerie’de  capuccinoyu mideye indirdim.
I ate at Tacos at Ranchero, breakfast at Kale at Rumelihisarı, NewYork Steak at Midpoint in Nişantaşı, drank capuccino at Mangerie in Bebek.
*İzledim: Ata Demirer’li Eyvah Eyvah’ı, yine Hangover’ı ve Drew Barrymore’un “Seni Uzaktan Sevmek” filmini, merak ettim, Drew Barrymore’un giydiği rahat kesimli sırt dekolteli üstleri.
I watched a Turkish movie called Eyvah Eyvah, again Hangover and Drew Barrymore’s Going the distance. Does anyone know about the brand of backless tops she was wearing at the movie?
*Gördüm: Karaköy Antrepoda’ki Body Worlds sergisini dolaşıp, çıkışta vucuduma daha iyi bakmaya karar verdim.
I saw Body Worlds exhibition in Karakoy Antrepo and decided to take care of my body better.

*Bahsedildim: Habertürk’te Aslı Filinta tişörtümle.
I’ve been featured in the newspaper called Haberturk.
*Aldım: Bershka’dan rengarenk dantel straplez sütyenleri, fuşya, siyah, beyaz, lacivert, koton olanlarda asker yeşili ve grileri.
I bought lace strapless tops from Bershka in fushcia, black, navy, army green and grays in cotton .

*Giydim: En rahat jeanleri, converseleri, karelileri.
I wore the most comfy jeans, converse shoes and plaids.
 Jean /Jeans: Topshop Jamie
Üst /Top: H&M
Ayakkabı /Oxfords: Topshop
Çanta /Bag: Marc by Marc Jacobs
Gözlük/ Sunnies: MNG

It’s monday but it’s also spring

İyi haftalar! Pazartesi yine geldi ama bahar da geldi, o yüzden katlanılabilir(mi)? Haftasonum sakindi, cumartesi bir toplantı sonrası  arkadaşlarla Den’de kahve molasını takiben, Otim Beymen’e bir ziyaret yaptık. Bu ziyaret hareketsiz bir  havadaydı ama aklım bu Stella McCartney’ler de kaldı. Pazar öğleden sonraya kadar pijamalarla oturup,bir anda gelen dışarı çıkma isteğiyle  Kandilli’de Suna’nın yerinde denize sıfır balık, Nişantaşı’nda Cremerio Milano’da dondurma  yiyerek geçirilen bir kaç güneşli güzel saat üstüne, bir başka Tarantino manyaklığı olan  Ölüm Geçirmez(Death Proof)  izleyip haftaya çılgınca bir nokta koyduk. Daha fazla post yapmayı umduğum yeni bir haftada, herkese iyi çalışmalar!

Happy mondays! First day of the week is here but also the spring is here so does it make monday tolerable? My weekend was quiet, after a meeting, I met with friends for a coffee break at Den Cafe, followed by Beymen Outlet visit. I saw these Stella McCartney boots but unfotunately I didn’t buy them. On Sunday, I spent my time in my pjs until the afternoon but I couldn’t resist to go sunny outside so we went to a fish restaurant by the sea in Kandilli and later eat some delicious icecream at Cremeria Milano in Nişantaşı. At home we decided to watch another Tarantino craziness Death Proof .

I hope I”ll write more this week, wish you all  a great week!

TFS,Fashiongonerouge,weheartit,hanneli

Sonunda IFW

Full time çalışan, part time blogger olan ben Istanbul Fashion Week’in üçüncü günü olan cumadan itibaren olaya dahil oldum. Olay yerine vardığımızda saat 16:00′yı geçiyordu, yakında olan İdil Tarzi defilesini es geçip, alanı keşfe çıktık ve ilk olarak her zaman olduğu gibi fuar alanına yöneldik. Fuar alanı konunun heralde en sakin! bölümünü oluşturuyordu, haftaya defilesi ile konuk olan tasarımcıların yanı sıra neden orada olduklarına bir anlam veremediğimiz ( Parayla alakalı olsa gerek), bir anlamda “Rus pazarına” hitap eden markalar da görmek ilginçti. Bir sosyal sorumluluk projesi olan Argande ürünleri ile özellikle ilgilendim ancak Zeynep Erdoğan ve Zeynep Tosun’un standını sergilenen kıyafetler bazında başarılı buldum.

I had a chance to visit Istanbul Fashion week yesterday on its 3rd day,I arrived the location around 4:00 pm, had a tour at exibition area. It wasn’t very impressive I like the clothes  of Zeynep Erdoğan and Zeynep Tosun.

Dışarda yaptığımız çekim sonrası, sıcak bir bardak çayı hakettik.
It was so cold outside,we earned to have a hot tea after the shoot outdoors.

Benim için günün ilk defilesi Özlem Süer’di.Canlı müzik ve değişik bir koreografi ile başlayan defile bizde acaba tiyatroya mı geldik düşüncesini  oluşturdu. Koleksiyon siyah, pudra tonları, gri ve alt tonlarından oluşurken, askılı, önden açılan ve birbirine benzeyen romantik gece elbiselerinin çokluğu farkedildi. Biz en fazla siyah ve bej tonlarında kısa elbiseleri severken, kollarında fırfır detayı olan her şeyi genelde beğendiğimizi düşünerek bunların benzersiz veya daha önce görülmemiş şeyler olmadığı konusunda hem fikir olduk.
Images are  from Özlem Süer fashion show, I like the mini dresses with frills on shoulders but nothing new.

Defile bittikten sonra loungeda biraz dolaştık, after partye baktık ancak kayda değer bir ortam olmadığı için geri döndük. Sıradaki Mavi defilesinde arka sıralarda kalmamak için erkenden salona girdik. Sıraların üzerindeki siyah çantaların içinden, fotoğrafları Okan Bayülgen tarafından çekilen içinde Mavi ürünleri dışında, İstanbul’a ait keyif noktalarını da içeren bir kitap çıktı. Defile Erdil Yaşaroğlu ‘nun tişört tasarımlarını da yaptığı animasyon ile  ile başladı. Smells Like Teen Spirit’in açılış parçası olduğu defilede, payetli şortlar, dar pantolonlar, farklı yıkama da jeanler fedora şapkalar ve topuklu ayakkabılar ile kombinlenmişti. Ayakkabıları önce koleksiyona ait sansam da geçen yazın gladyatör Guiseppe Zanottiler’ini görünce oyle olmadığına karar verdim. Önü baskılı koton mini elbiselerin geniş yer bulduğu koleksiyonda, bu elbiseleri izlerken model seçimlerinin fazla kıvrımlı ( spesifik olarak büyük göğüslü diyelim) olması bu elbiseleri genç göstermekten çok avamlaştırıyordu.

Mavi Fashion show had sequins, studs and shredded jeans along with different styles.

Defile arasında makyaj tazeleme molası
I refreshed my lipstick between the shows.
Mavi defilesinden önce ön sırada laptopu ile oturan kişi görevinin bilincinde bir yabancı blog yazarı mıydı?
I wondered if she was a blogger who loves to blog much.
Tavi’nin fiyongundan sonra, D.’nin fiyongu neyseki defileyi izlemeyi etkileyecek kadar büyük değildi :)
This is D’s bow after Tavi’s but it’s not gigantic as hers so it was easy to see the runway :)
 I like those shoes.
Özellikle bu ayakkabıları beğenmiştim.
Zımba detayları da unutulmamış.
Studs on the runway

Başka planlarım olması sebebiyle Mavi defilesinden sonra parti ve Bahar Korçan defilesine kalamadım, rotayı Nişantaşı’na doğru kırdık. İlginç ve bencil  bir konsepti olan Vapiano’da biraz muhabbet ve şarap eşliğinde karnımızı doyurduktan sonra Beymen Blender partisine bir göz attık, son bir saatine yetiştiğimiz parti çok kayda değer olmamasına rağmen, başka arkadaşlarımızla buluşup grubumuzu genişletmek açısından yararlı oldu. Bu grup geceyi Minimüzikhol ve 11:11′de devam ettirerek noktaladı. Bugün başka bir gün bakalım neler olacak :) .

I couldn’t stay for the last show which was Bahar Korçan’s, I run to the Vapiano for meeting friends and dinner. After dinner we went to Beymen Blender’s party, Minimuzikhol and 11:11 , we danced until the end of the night. Today is the last day of the IFW, will see what the day will bring.

Bir dergiye kapak olsam

Bir gün benim de illustrasyonumun yapılacağı aklımın köşesinden geçmezken, Panoya Takılanlar blogunun yazarı Gizem’in posta kutuma düşen hediyesi bunu değiştirdi. Ben tüm çalışmalarını çok keyifli buldum, ellerine sağlık derken, bana bu mutluluğu yaşattığı için de kendisine çok çok teşekkür ederim :) .
I’ve never thought somebody will illustrate me one day but this has changed when I saw Gizem’s present in my mailbox. Her blog called Panoya Takılanlar and I really liked every piece of her work. From the bottom of my heart I really like to say thank you and well done :) .

What makes you sick?

Burada hep sevdiklerimizden bahsediyoruz öyle değil mi? Bugün yatağın ters tarafından kalkmış, zamana karşı yarışıp istediği şekilde giyinemeyip yine siyah tayt ve motorcu botlarını ayağına geçirmiş biri olarak  bugünü modayla ilgili sevmediğimiz şeylere, nefret ettiklerimize ayırmak istiyorum. Haydi, dökülün eteğinizdeki taşları!

Here, we always talk about what we like. Today as a person who has started a bad day, raced with the time and couldn’t wear what I wanted and ended up with black leggings and motorcycle boots again, I want to talk about what we hate or don’t like about fashion, start writing ladies!

Benim listem/My list:

* Kalın çerçeveli inek gözlükleri:  Takanların çoğunun gözleri bile bozuk değil, artık sıkılmadınız mı?
Geek glasses: Most of the wearers even don’t have the prescription, haven’t you bored already?

* Jean gibi görünen taytlar:Sienna Miller da giyse ısınamadım ve ısınamayacağım.
Jeggings: Even Sienna Miller can’t make me to love them.

* Ugg botlar: 2004 yılında aldığımda herkesin uzaylı görmüş gibi baktığı ama son iki senedir ülkemizde dünyadaki en hip moda buluşu sanılan, aslında sadece rahat ve sıcak tutma özelliği olan botlar.

Ugg boots: I bought them in 2004 and many people on the street looked at me like they saw an alien. I like these boots’ warm and cozy feeling but hate when people wear them as a fashion statement.

*Takunyalar/Sabolar: Yıllar önce de sevmezdim, şimdi de sevmiyorum, benim için başlamadan bitmişlerdir :)

Clogs: I hated them then and hate them now, for me they even finished before they’ve started :)

*Ucuz görünümlü payetli/pullu şeyler: Azı karar, çoğu zarar :)

Cheap looking sequined pieces : Less is more!

bloggeertbollen.be,thecut,naylanoor,sugarscape