Blake Lively for Chanel

Blake Lively’nin Chanel’in Mademoiselle çanta serisi için Karl Lagerfeld tarafından çekilen kampanya fotoğraflarından biri sonunda göründü. Çanta da, çalışma da ben de pek etki yaratmadı, yaz siz de?
Chanel Mademoisselle handbags’ campaign photo with the new face Blake Lively is out. The campaign shot by Karl Lagerfeld himself but neither the photo or the handbag don’t do much fo me, what about  you?

Fashiongonerouge

Rodarte x Opening Ceremony 2011

Görünen o ki marka işbirliklerinde artık tek bir cool marka yeterli olmuyor, bunun en son kanıtı Rodarte’nin Opening Ceremony ile yaptığı koleksiyon oldu. Botlar, deri parçalar ve etekler oldukça baştan çıkartıcı görünürken, 750 dolarlık etiketiyle botlar yine bizim dolabımızdan çok hayallerimizde  kalacakmış gibi görünüyor.
It looks like one cool brand is not enough for fashion collaborations anymore and here is a great example of that Rodarte for Opening Ceremony 2011 collection. Boots, leather pieces and skirts seem very tempting but with a 750 $ price tag, it’s inevitable that the pieces will be in my dreams rathen than our closets.
Fashionising,Zimbio

En son ne zaman şımartıldınız?

Bagborroworsteal  adlı çanta kiralayan siteyi ilk gördüğümde, burada olsa ne iyi olur demiştim hatta sermayem olsa gerçekleştirmek  istediğim bir  proje idi.  Sex & the city filminin önemli sponsorlarından olan sitenin, yerli versiyonu geçtiğimiz günlerde hizmete girdi. Adı lux in a box , felsefesi aşık ol, flört et, değiştir. Şimdilik sadece İstanbul’da hizmet veriyor ve prosedürün ne kadar zahmet(li)siz olduğunu zaman gösterecek, haber vermesi benden, denemesi sizden :)

stylefrizz

Hey it’s Lanvin!

Günlerdir konuşulan H&M’in bir sonraki işbirliği açıklandı : Lanvin  :) Bu ikiliyi beraber görmeyi çok istemekle beraber, artık ülkemize de geldikleri için haberi biraz içim burkularak değil aksine büyük bir sevinçle size duyurmak ne güzelmiş. Ülkemize de uğrayacağını umduğum bu koleksiyon için bakalım diğer bilgiler nelermiş? :
Lanvin Sanat Yönetmeni Alber Elbaz ve Erkek Giyim Tasarımcısı Lucas Ossendrijver tarafından dizayn edilen koleksiyon 23 Kasım itibarı ile H&M’in dünya genelindeki yaklaşık 200 mağazasında satışa çıkacaktır. H&M’in hem Kadın hem Erkek giyim koleksiyonu mağazalarda satışa çıkmadan üç hafta önce 2 Kasım’da dünyaya tanıtılacak ve Lanvin for H&M’in tanıtımını yılın beklenen en büyük moda olayı yapacaktır.
“H&M bizimle işbirliği yapmak için girişimde bulundu ve sadece ucuz giyim yerine daha geniş kitleler için Lanvin’de yarattığımız rüyanın gerçekleştirilebileceğini görmek istediler. Geçmişte asla toptan piyasa koleksiyonu yapmayacağımı söylerdim ama beni cezbeden Lanvin`in genele inmesi yerine H&M’in lükse yönelmesi oldu. Dünyadaki erkek ve kadınlara mutluluk ve güzellik katma felsefesini paylaşan ancak farklı kutuplarda olan iki firmanın beraber çalışabilmesi fevkalade bir deneyimdi.” Alber Elbaz, Lanvin Sanat Yönetmeni
Lanvin; Karl Lagerfeld, Stella McCartney, Comme des Garçons ve Sonia Rykiel’den sonra H&M ile işbirliği yapan en son markadır. En kısa zamanda Lanvin for H&M koleksiyonu 2 Kasım’da yayınlacak özel bir film ile tüm dünyaya gösterilecek. Bu filmi herkes www.hm.com adresinden izleyebilecek. Filmin ilk gösteriminden sadece üç hafta sonra 23 Kasım’da müşteriler Lanvin for H&M’in göz alıcı parçalarına dokunabilecekler.
H&M announced next collaboration to be with Lanvin. It’s a great news for me because I really like to see both names together and since the brand will open their first store in Istanbul in November, this kind of news are more meaningful for us.
The collection will be presented to the world on 2nd November and after 3 weeks later on 23rd  our hands will be on the great pieces.

Moda Cadısı bugün Milliyet’te

Merhaba! Milliyet Cumartesi ekinde moda bloglarını konu alan bir yazıda bana da yer verildi, nezaketleri için teşekkürler :)
Tüm yazıyı okumak için lütfen buraya.

Hello!Today,  I’ve been featured one of the important newspapers in my country “Milliyet” so I’m thankful for that. Sorry it’s all in Turkish but it was about the upcoming Istanbul Fashion Week and the fashion bloggers.
For all the article please click here.

Kokoon Diary başlıyor

C-79 ile tanışmam bundan yaklaşık 1,5 ay öncesine dayanıyor. C-79 ne diyecek olursanız size Kokoon, Archie Grand, Aiaiai and TMA-1 gibi birbirinden farklı ve tasarım odaklı markaları bizimle buluşturan bir moda ajansı diyebilirim. Kokoon detaylara önem veren, sade, şık, fonksiyonel tasarımları, Archie Grand defterler ise kaliteyi, mizah ve renklilikle bağdaştırmasıyla kalbimi kazanırken, önümüzdeki 6 gün Danimarka menşeli Kokoon markasından seçtiğim parçalarla oluşacak bugün ne giydim köşesine hazır olun. Bu arada,siz de bu tarz sahibi markaları yakından görmek istiyorsanız, Bilstore, Midnight Express ve Beymen Blender’ları ziyaret edin ve yarından itibaren bu günlüğü takip edin.
I met C-79 about 1,5 months ago. If you’d say what is C-79, I will tell you that it’s an apparel and fashion agency which brings Turkey very design oriented and cool brands like Kokoon, Archie Grand, Aiaiai and TMA-1 . Kokoon has won my heart with its simple, chic and versatile pieces with great details, while Archie Grand notebooks give you quality, humor and colour all in one. On the next 6 days, I’ll be posting outfits which I’ve chosen from lovely Danish brand Kokoon so make sure that you’ll be here and follow my diary starting from tomorrow. Until then, if you would like to see those fantastic brands upclose please go and visit Bilstore, Midnight Express and Beymen Blender  stores.

FMV Işık Üniversitesi Moda Günleri

Dün tesadüfen Işık Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nin  4-6 Mayıs 2011 tarihleri arasında Moda Günleri düzenlediğini öğrendim. Bu etkinlikler çerçevesinde bir de Moda Ödülleri adaylarından oluşan bir de anket yapıyorlarmış. En iyi moda blogu kategorisinde benim de aday gösterilmem gurur verici, kendilerine buradan teşekkürlerimi sunuyorum.


Moda günleri ile ilgili bilgi için buraya.


Ankete katılmak için  lütfen buraya tıklayınız.


Yesterday, I coincidentally saw that Isık University will have its own Fashion Days between the dates of 4th-6th May 2011 and they also have a survey fır choosing the best in local fashion industry, I was nominated as one of the best fashion blogs so a big thank you goes from here to them.


Weheartit

Modazon’a merhaba


Üzerinden bir süre geçip, yoğunluktan paylaşamasam da, geçen hafta perşembe akşamı W Hotel’de moda dünyasında yeni bir oluşum olan Modazon ’un lansman partisi vardı. Tasarımcı,stilist, fotoğrafçı, modasever.. kim olursanız olun kendinize yer bulabileceğiniz sitenin ilk sanal defilesi Simay Bülbül ile gerçekleştirildi. Benim de tanışma fırsatı bulduğum tasarımcı cana yakın tavırları, kendimi tanıttığım zaman verdiği sevimli tepki ve genel olarak blog yazarlarını takdir etmesi ve  ellerinize sağlık deyimini kullanması  eşine fazla rastlanmayan alçakgönüllü bir tepkiydi. Başarılar Modazon!

http://www.modazon.com/

Last thursday I’ve been invited to Modazon’s, a new website about fashion, launch party. I’ve met the designer Simay Bülbül and had some lovely time.

http://www.modazon.com

Tişört /Tee: MNG
Etek (New)/Skirt:(New): River Island
Çanta ve bileklik/Bag and bracelet: Marc by Marc Jacobs
Ayakkabı/Shoes: Gucci
Çorap/Stockings: Penti
Zincir/Gold chain: Indus

Art of The Trench Magnum Photos işbirliği

Burberry’nin trençkotun en güzel hallerini The Sartorialist ile beraber bizlere gösterdiği The Art of the Trench sitesinden daha önceki bir yazımda  bahsetmiştim. Şimdi aynı site önemli fotoğraf arşivlerinden birine sahip olan Magnum photos ile işbirliği yapmış ve Magnum fotoğrafçılarından Bruce Gilden, Gueorgui Pinkhassov, Christopher Andersson, Olivia Arthur, Elliot Erwin ve Jim Goldenberg, Londra,New York, San Francisco ve Brooklyn gibi şehirlerdeki trençkot sanatını kendilerine özgün stilleriyle fotoğraflandırmışlar, laf aramızda ben Sartorialist işbirliğinin sonuçlarını daha fazla beğenmiştim.

http://artofthetrench.com/#

I wrote about Burberry’s The Art of the Trench site and their collaboration with The Sartorialist here before. A new collaboration’s been made with the Magnum photos and their photographers Bruce Gilden, Gueorgui Pinkhassov, Christopher Andersson, Olivia Arthur, Elliot Erwin ve Jim Goldenberg took photos in their style around London, New York, San Francisco and Brooklyn, however I like the one with the Sartorialist better .
http://artofthetrench.com/#

IFW de bitti


Dün ilk olarak 18:00′deki Elaidi defilesine katılmayı planlarken, önemli bir ayrıntı olan fotoğraf makinesinin pilini şarjda unutunca, bir u dönüşü ile eve gidip defileyi kaçırdık. Tamirane’de pancar cipsi ve kişle geçiştirilen mide kazıntısı sonrası ilk defilemiz ilhamını kara kargalardan alan Hatice Gökçe oldu. Koreografisi diğer şovlara göre farklıydı, modellerin ani kafa çevirişlerle , izleyicilere haşin bakışlar fırlatmaları önce şaşkınlıkla karşılansa da, alışıldı, şapkalar oluşturulmaya çalışılan karga imajını iyi tamamladı.Koleksiyon kargaların parlak tüylerine gönderme yapan parlak siyah kumaşlardan takımlar, ayrı parçaları içerirken transparan detaylar, kalın örgüden uzun elbiseler ve yine örgü pantolonlar dikkat çekse de giyilebilirliği ve modellerin üzerinde bile kötü duruşlarıyla akıllarda soru işaretlerine sebep oldu. İlk kez bayan koleksiyonunun da sergilendiği, uniseks tasarımları da içeren defilenin en kayda değer parçaları bana göre deri olanlardı, farklı kesimleri  ve datayları hoşumuza gitti.

For us the first show of the closing day was Hatice Gökçe, she was inspired by the black crows.It was like a unisex collection and  also  the  debut for the women’s collection.

Günün en ilgi gören defilesi kuşkusuz Hakan Yıldırım for Koton defilesi idi,  erken saatte doldu, sıralarda otobus misali biraz ilerleyelim beyler muamelesi yapıldı. Defile konukları için hazırlanan torbaların içinden  Maybelline’den ruj, üzerinde koleksiyonu simgeleyen kelimeler bulunan bir küp ve Koton katalogu çıktı, rujun kırmızısının da olduğu söylense de bizim sansımıza çıkan  sedefli pembe rengin pek sansı yoktu :) . Zamanında başlayan defilede ilk sunulan triko hırka, kazak ve taytlar beni biraz korkutsa da, bir süre sonra olay daha ümit verici hale geldi. Gri pelerin, safran ve mavi renkli mini ipek görünümlü elbiseler, üzerleri baskılı triko elbiseler, Sherlock Holmes’a gönderme yapan paltolar  bunları ben giyerim dedirtirken yüksek bel, ekose, renkli çoraplarla seneye ne giyileceğinin sinyalleri verilmiş oldu.

The second show was belong to Hakan Yıldırım for Koton collection, there were nicely done casual pieces I’d  like to wear like gray cape, bright colour dresses and Sherlock Holmes inspired coats.

Beklerken fotograf çekerek biraz vakit geçirdik.
We were goofing around before the show.
Defile olmadığı zamanları yine farklı tarzlar arayarak geçirdik ancak dünkü kadar şanslı değildik.
Ahu Yağtu, tarzı ve Second Chance gibi keyifli bir vintage dükkanına sahip olmasıyla sempati duyduğum bir isimken, fotoğrafını çekmek istediğimde takındığı tavır ve yüz ifadesiyle bazı insanların dış güzelliklerinin içlerine yansımadığının güzel bir örneğiydi.
She was so rude while I asked for her photograph.
Marc Jacobs’ın izinde
Following the foot prints of Marc Jacobs
Saç aksesuarı kayda değerdi.
Headpiece was worth to see.
İki renkli çoraplara dikkat.
Watch the two tone thights.
Er kişiye not: Kısa zamanda sevebileceğiniz bir iş bulmanız dileğiyle  :)

Defile sonrası kapanış partisi için enerji santraline yöneldik,. İlk kez geldiğim bu güzel müze ah burada fotoğraf çekimi yapmalıyız dedirtirken , kalabalık bir parti için bana pek uygun bir seçim gibi gelmedi. Yaklaşık 1,5 saat kadar kaldığımız partiden ayrılıp geceyi Den Cafe ve Corridor’da noktaladık.

İki gününe katılabildiğim 4 günlük moda haftasıyla ilgili diğer notlarıma gelince:

* İlkine katılmış biri olarak herkes gibi Santral Istanbul’un bu olay için daha uygun bir yer olduğunu düşünüyorum.

* İlkine göre fazlalaşan oturma düzeni defileleri daha rahat izleme olanağı yarattı.

* Fashionable Istanbul’dan sonra blog yazarlarının resmi olarak davet edilmesi ile biraz daha ilerleme kaydedildi, farklı bakış açılarıyla anında bilgi aktarımına olanak sağlandı.

*Çadır biraz özensizdi, bekleme alanı biraz azdı, özellikle son gün fuar alanının kapanması ile bu hissedildi ancak daha iyisini yapmanın daha fazla para demek olduğunu hepimiz biliyoruz.

*Meg Ryan olayına şimdiye kadar değinmemiştim ancak artık z listesinde olan, tarzıyla hiç bir zaman gündeme gelmemiş, kırmızı halıda esamesi okunmayan birinin açılış için o kadar para verilip buraya getirilmesi anlamsızdı. Meg Ryan’ın gelişinin sponsor desteğini arttırdığı söylense de Istanbul’un moda merkezi olma yolunda ilerlemesine bir katkısı olmadığı gerçektir. Moda etkinliğine film yıldızı getirmek daha önceden yapılmış bir şeydir, böyle bir şey yapılmasaydı bence daha karakterli ve tutarlı bir seçim olurdu.

* Bu Meg Ryan konusundan çıkışla biraz beyin jimnastiği yaptığımızda illa biri getirilecekse mesela bu en iyi giyinen listelerinde ilk sıralarda yer alan, kendine ait moda markası olan Sienna Miller olabilirdi. Çok gerekli olmasa da belki ablası ile kurdukları Twenty8twelve markasının bir defilesi yapılabilirdi. Bunun dısında yine aynı durumda olan Mary Kate & Ashley Olsen, Keira Knightley, yine ünlü modellerden  bazı isimler olaya renk katabilirdi.  Moda alanında sözü geçen Suzy Menkes, Hilary Alexander gibi isimlerin IFW’yi izlemesi sağlanabilirdi veya sitesi binlerce kişi tarafından izlenen Style.com’la güzel ortak çalışmalara imza atan Scott Schuman  diğer adıyla The Sartorialist getirilip, buradan karelerle ülkemizde de moda adına bir şeyler olduğu dünyaya gösterilebilir, belki gelecek kitabında Ece Sükan dışında buradanbaşka  birilerinin de olmasına imkan verilirdi.

*Yemek imkanları çok kısıtlı  ve sunulanlar lezzetsizdi.

*Bir öncekinde IFD’de defileler dışardaki ekranlara verilip izlenme imkanı sağlanıyordu ancak yetişemediğimiz Elaidi defilesini bu şekilde izlemek mümkün olmadı.

* Türkiye’nin diğer önde gelen markaları da olaya dahil edilerek çeşitlilik sağlanabilirdi.

*Fuar alanındaki markalar daha özenli seçilebilirdi.

Moda dünyasında ilerleme yolunda önemli adımlardan biri olan bu organizasyonun ilerde aksaklıklardan ders alıp daha iyi bir duruma geleceğine inancım tam, her şeye rağmen parçası olmak benim için güzeldi.

Louboutin’den inciler

Bugün istediğimi yapabildiğim bir gün olsa Marka Konferansı’nda konuşmacı olan Christian Louboutin’i dinlemeye gitmek isterdim. Neyse ki twitter var, konferansta  yer alan diğer bir konuşmacı  JWT’nin global stratejik pazarlama direktörü Guy Murphy’nin sayesinde işte Louboutin’den inciler:

If this day was one of days that I could do whatever I want, I’d love to go to the Marka Conference where Christian Louboutin was one of the speakers. Thanks to twitter and another speaker of the conference Mr. Guy Murphy who is the worldwide planning director of JWT, here are the quotes of Louboutin from today’s speech:

“Shoes can be used to undress. You be naked and wear shoes and it doesn’t look strange”.
“Ayakkabılar sizi soymak için kullanılabilir. Çıplak olabilir ve sadece ayakkabı giyebilirsiniz ama bu garip görünmez”.

When I was a teenager I only wanted to design shoes for showgirls, not for fashion”.

“Gençken sadece  şov kızları için ayakkabı tasarlamak isterdim, moda için değil.”

“Design must not be led by business, business must be led by design”.

Tasarım ticaret tarafından yönlendirilmemeli, ticaret tasarım tarafından yönlendirilmelidir.

“The essentials in design are creativity and quality”.
Tasarımda temel olanlar yaratıcılık ve kalitedir.

Louboutin explains that the red soles was a happy accident.
Louboutin kırmızı tabanların mutlu bir kaza olduğunuz açıkladı.

Twitter, theluxechronicles

Infomag

Aylık iş ve ekonomi dergisi Infomag’de bu ay blogların ekonomik yüzü inceleniyor, bize bir de bu yönden bakın :)
Infomag is a monthly business and economy magazine and in May issue they are undermining the economical aspect of the blogs.. Take a look at us from this point of view . ( Sorry whole story is in Turkish)

Dünya’dan bir McQueen geçti

Bu blogu açma sebeplerimden birisi, güzel şeylerden bahsedip, eğlenceli vakit geçirebilmekti ancak hayat ne yazık ki bize her zaman eğlenceli haberler vermiyor, tasarımcı Alexander McQueen’in ölümü gibi. Dün sıkıcı ve uzun bir toplantının sonlarına doğru yine D.’nin mesajı ile öğrendim kaybını ( Michael Jackson’un aramızdan ayrılışını da bana o haber vermişti :( ), ağzımdan yüksek sesle bir aaa çıktı ama kimseyle fazla paylaşamadım çünkü onun dehasını bilmeyen biri için söylediklerim bir şey ifade etmeyecekti.Sonra neden dedim kendi kendime, nasıl bir ruh hali insanı kendi canını almaya itebilir ama Marc Jacobs’ın onun için de dediği gibi sebebini bilmek onu geri getirmeyecek. McQueen benim için en basitinden başlarsak D.’nin kullandığı Kingdom parfümünün tasarımcısıydı, bu kokuyu ona çok yakıştırır  onun bu kokuyu sürüp odaya girdiği anlarda, hep bu kokuya bayıldığımı ve ona ne kadar yakıştığını söylerdim. McQueen’in farklılığını ufak bir şey olmasın rağmen Kingdom’da hissetmemek mümkün değildi, kokuyu duyduğunuzda bir daha aklınızdan çıkartmanız ve şişe tasarımını es geçmeniz mümkün değildi ancak son zamanlarda bulmak imkansız oldu, her yurtdısına çıkan eli boş döndü. Tasarladıklarına her zaman ulaşmamıza olanak yoktu ancak  hep hayallerimizdeki şovların, kıyafetlerin tasarımcısı oldu. En son 2010 ilkbahar yaz şovuyla bizi hiç düşünmediğimiz yerlere götürdü, hatta ben bu yazının sonunda yaptığım yorumlarda modaya biraz ilgi duyan insan evladının onun bir defilesini mutlaka izlemesi gerektiğini söylemiştim ancak kısmet değilmiş. Size onun dehasını burada uzun uzun anlatmayacağım, zaten google a adını yazarsanız her şeye ulaşırsınız, trendometre’de hakkında oldukça güzel ve bilgilendirici bir yazı yazmış. 

Böyle zamanlarda kendi kendime düşünmeden edemiyorum  yetenekli olmak, dahi olmak bir nevi lanet ve bu kadar ağır bir yük ise, insanı bu kadar kırılgan yapıyorsa, basit bir insan olarak yaşamımdan memnun olmalıyım öyleyse. Bugün çok sevdiği annesini ebediyete uğurlayacakken ona eşlik etmeye karar vermesindeki ironi oldukça sarsıcı değil mi? Ölüm başlı başlına acı bir olay ancak böyle yeteneklerin bu dünyadan gitmesi, onu daha da acı yapıyor. Şimdi izninizi rica ediyorum, bu cuma gününü boynumda McQ şalım onun yeteneğini kucaklayarak geçirmek istiyorum, huzur içinde yatsın.

I’m very saddened by the loss of Alexander McQueen, he is an extraordinary talent and always been the one designer of our dream shows and clothes. On this friday I’d like to embrace his gift and his life while wearing a scarf from McQ, R.I.P :(

kinho,designscene,style

Bağlantılar, teşekkürler arasında bir kıyafet postu

Kronoloji şaşmasın diye bir süredir beklettiğim bu kıyafet postu geçen çarşamba Yeşil Defilesi ile başlayan, yoğun akşama ait.

I’d like my outfit posts chronologically in order so this post was waiting since last Wednesday for this reason. I wore this outfit to a busy night out starting with Yeşil runway show.

Üst (yeni) /Top(New) : Zara
Etek/Skirt: ??
Botlar /Boots: Kurt Geiger
Kolye/necklace: Kenneth Jay Lane for Avon
Çanta/Clutch bag: Anya Hindmarch for Target.
Bu arada hafta sonu cumartesi ve pazar Sabah Gazetesi eklerinde bu yazıda  ve bu yazıda bana da yer verildi, emeği geçenlere ( Bu kişiler  Yaprak ve Deniz oluyor :) ) teşekkürler :) Blog yazarlarının IFW ile ilgili görüşlerinin tamamını görmek için lütfen buraya. Bir özel teşekkür de scanlerini kullanmama izin veren iconjane ve fotografları çeken mordolap a gidiyor, teşekkürler :).

Her an her yerde kampanyası www.modacadisi.com’da!

DenedimBiliyorum platformunda başlayan Braun IONTEC Satin Hair Brush programı ‘Her an her yerde’ kampanyası ile şimdi burada devam ediyor!
‘Her an her yerde’ kampanyasına katılarak Braun IONTEC Satin Hair Brush kazanmak istiyorsanız, 5 hafta boyunca kampanyaya dahil olan blogları takip etmeniz ve kampanyanın hangi gün hangi blogda yapıldığını keşfederek sorulan soruları cevaplamanız yeterli.
Daha fazlası için 24 Aralık’ı bekleyin, Braun IONTEC Satin Hair Brush’ın ‘Sihirli Dokunuş’uyla tanışma şansını yakalayın!

 

Özet geç

İyi haftalar! Haftaya başlangıcı, Perşembe gittiğimiz Perwoll’un “giysime toz kondurmam” partisi ile yapalım. Galata’daki Bahar Korçan’ın butiğinde gerçekleşen akşama trafik sebebiyle varışımız biraz geç olsa da, ortam eğlenceliydi. O gece çekilip, anında  size verilen fotoğraflar gecenin anısını saklayabilmek için bir süre daha  bana yardımcı olacak gibi gözüküyor.
Biraz da hafta sonundan bahsedelim. Cuma akşamı bizim gibi net kuşlarının merakla beklediği “sosyal ağ” filmine gittik. Konuyla ilgili insanların daha fazla keyif alacağını düşündüğüm bu film bizlere göre, ilham verici ve eğlenceliydi.  Cumartesi Bilun Şen‘in aksesuar butiğinin açılışı için Galata yollarındaydım, tasarımları arasından bir broş ve saç aksesuarını saflarımıza katıp, Mavra’da biraz soluklandık. Akşam çok gönüllü olmasam da, abartmadan bir gece turu attık, duraklar Novo, Lokal, Otto olarak belirdi, özellikle Novo’da çalan müzikler güzeldi.
Pazar günü, güzel havanın tadını Bebek’te çıkarttık, kahvelerimizi alıp parkta biraz fotoğraf çektik, dolayısı ile önümüzdeki günler için fotoğraf stoğumuz konusunda endişe etmenize gerek yok :) Sırası gelmişken, son iki kıyafet postunun ve bundan sonra gelecek iki tanesinin sizlere ulaşmasında emeği geçen kişi, sevgili Iconjane‘dir, buradan kendisine kocaman bir teşekkür yollamak farz olmuştur, çok teşekkürler!  Pazar gününe dönersek, Tünel House Cafe’de atıştırılan bir şeyleri takiben, FB – GS derbisini seyredip, bir GS taraftarı olarak kaçanlara ve sonuca üzüldüm ve  günün son aktivitesini de tamamlayıp, evde ruhsal olarak kendimi pazartesiye hazırlama çalışmalarına başladım :)
Mutlu pazartesiler!
Hi guys! Let’s give a start to this week with some outfit photos from last Thursday from the Perwoll’s party. We were a little bit late but had fun anyway. On Friday evening, we’ve been to the movie ” The social network” and I can say that it was an inspiration and fun at the same time but had a lot to give to the people net birds like us.
On Saturday, we’ve been to the accessories store opening of Bilun Sen at Galata, bought 2 pieces from there and had something to eat at Mavra before returning home. At night I wasn’y very eager to go out but I visited Novo, Lokal, Otto and enjoyed the music at Novo at most.
 It was a sunny sunday so been to Bebek and shot some photos after having some coffee so big thanks goes to the Iconjane for taking my photos lately. After having dinner at Tünel House cafe, we watched the derby of FB and GS as a GS fan, I felt sorry for  all the goal possibilities we did miss.  As the last activity of the day I tried to prepare myself for the upcoming Monday.
Happy Monday everyone!

Ceket ve bileklik / Blazer and cuff : MNG
Tişört / Tee: Kate Moss for Topshop
Etek/Skirt: Topshop
Ayakkabı/ Shoes: Aldo
Büyük yüzükler/Big rings: H&M
Çanta/Bag: Marc by Marc Jacobs