Tag Archives: Streetstyle
IFW Day 3
Freshtival

İyi haftalar! Festival sever bir insan ve hayallerinde en az 1 yaz boyunca festival gezmek isteyen biri olarak ben ( Coachella, Glastonbury, Rock am ring, Roskilde,Sonar, Sziget..vs vs), burnumun dibinde Freshtival’i bulunca kaçır mıyım? Trafiğin de etkisiyle 18:30 gibi Küçükçiftlik Parkı’na giriş yaptık, sahnede The Phenomenal Handclap band, ortam güzel, Tabe Kıyamet’inden, vintage gözlüklere, Dj Hero’dan dönmedolaba kadar bir sürü aktivite var. Geçen sene oldukça az olan çim alan fazlalaştırılmış ancak yine de yetmemiş, bana göre mekan seçimi daha isabetli, dolayısı ile samimi olmuş. Biraz takılıp, fotoğraf çekip, festival yemeklerinden haz etmeyerek Num Num’da soğan halkalarını, nachoları mideye indirip, ikinci atağı gerçekleştirdik. Katılımcı sayısının artması ve içilen biraların etkisini göstermesi ile merhaba uzun tuvalet kuyrukları güle güle festivalin tadına varılacak zamanlar dedik. Müzik çok tat vermiyor, heyecanla Mika’yı bekliyoruz, benim tek isteğim “Relax”‘i söylemesi. Zaman geliyor, ilk şarkı relax, twitter’a yazıp, başka bir şey isteseymişim diyorum :)) Big Girl, Blame it on the girls, love today, Grace Kelly.. şarkıları birer birer gelirken, Mika aralarda basbayağı Türkçe konusuyor. Hayır öyle bildiğiniz kırık dökük teşekkürler, merhaba falan demiyor, uzun cümleler kuruyor, parıldayan ayakkabıları ve parmakları üstünde durması bize minik MJ doneleri veriyor. Mika’nın eğlenceli performansının bitmesine az kala oradan ayrılıyoruz ve diyoruz ki:
Hello ! Freshtival on Saturday was nice for me beceause I’m such a festival lover, if I’d had a chance I’ll travel to all music festivals like Coachella, Glastonbury, Rock am ring, Roskilde,Sonar, Sziget.. etc. Music wasn’t that good but Mika was great so we were out saying these from love today:
Givenchy headband
Pazartesi sendromu tedavisi: Çizgiler
Couture shows and the shoes
Paris’te yapılan Spring 2010 Couture şovlarında podyumdaki kıyafetleri pek çok yerde görebilirsiniz, ben böyle durumlarda podyum kadar, bu etkinliğe katılanların olaya katkısı ile bazen daha fazla ilgileniyorum. İşte Tommy Ton’un (Jak &Jil ) gözüyle sokaktan kareler, sırada NY Moda Haftası var heyecanla bekliyorum!
You can always see what happened on the runway at Paris spring 2010 couture shows but I mostly pay attention to what’s outside the shows as well as the clothes. Here are some pics from the streets shot by Tommy Ton (Jak&Jil), I can’t wait to see NY Fashion week!
style
Şimdi New York’ta olmak vardı
Pazartesi ilhamı
Garaja indik
Akmerkez’in 35 tasarımcıyla gerçekleştirdiği etkinliğin son ayağı olan Fashionair Garage Sale Party’ye dün akşam 20:00 sularında giriş yaptık. İlk anda gözümüze DB Junk ekibinin katılan tasarımcıların kıyafetleri eşliğinde gerçekleştirilen fotoğraf çalışması çarptı. Kendi tarzlarının devamı olan bu çalışmayla ilgili bilgi aldıktan sonra etrafı dolaşıp, hemen garage sale bölümüne geçtik. Tasarımcıların eski sezon kıyafetlerini bulabileceğiniz bu bölümde fiyatlar ve gördüklerimiz bizi fazla memnun etmediğinden alışveriş hevesimizi hayata geçiremedik. Keşke bu tasarımcılar bu etkinliğe özel birer tişört tasarlasalardı ve bu tişörtlerin geliri yine Bir dilek tut Türkiye’ye bağışlansaydı, herkes en azından bir tişört alarak, olaya daha fazla katkıda bulunabilirdi. Canlı müzik grubu Luxus’u biraz dinleyip, Akmerkez’e yöneldik. Başlayan Mango indiriminin, tenha saatlerine rast geldiğimizden, beğendiğimiz birer parçayı saflarımıza katarak, içimizde yanan alışveriş ateşini kısmen de olsa, söndürmüş olduk.
Last night we’ve been to Akmerkez shopping mall for Fashionair Garage Sale Party. This party was about, fashion, music, charity however we couldn’t buy anything because there were nothing we liked. After spending some time and listening some live music, we went to the shopping mall and had some pieces from Mango sale.
Okura not:Büyük makinemi yanıma almadığım belli oluyor mu?
Note to readers: Is it so obvious that I wasn’t carrying my big camera with me?
Gingham
Neon
IFW style day 3
Art of The Trench Magnum Photos işbirliği
Burberry’nin trençkotun en güzel hallerini The Sartorialist ile beraber bizlere gösterdiği The Art of the Trench sitesinden daha önceki bir yazımda bahsetmiştim. Şimdi aynı site önemli fotoğraf arşivlerinden birine sahip olan Magnum photos ile işbirliği yapmış ve Magnum fotoğrafçılarından Bruce Gilden, Gueorgui Pinkhassov, Christopher Andersson, Olivia Arthur, Elliot Erwin ve Jim Goldenberg, Londra,New York, San Francisco ve Brooklyn gibi şehirlerdeki trençkot sanatını kendilerine özgün stilleriyle fotoğraflandırmışlar, laf aramızda ben Sartorialist işbirliğinin sonuçlarını daha fazla beğenmiştim.
http://artofthetrench.com/#
I wrote about Burberry’s The Art of the Trench site and their collaboration with The Sartorialist here before. A new collaboration’s been made with the Magnum photos and their photographers Bruce Gilden, Gueorgui Pinkhassov, Christopher Andersson, Olivia Arthur, Elliot Erwin ve Jim Goldenberg took photos in their style around London, New York, San Francisco and Brooklyn, however I like the one with the Sartorialist better .
http://artofthetrench.com/#
IFW de bitti

Dün ilk olarak 18:00′deki Elaidi defilesine katılmayı planlarken, önemli bir ayrıntı olan fotoğraf makinesinin pilini şarjda unutunca, bir u dönüşü ile eve gidip defileyi kaçırdık. Tamirane’de pancar cipsi ve kişle geçiştirilen mide kazıntısı sonrası ilk defilemiz ilhamını kara kargalardan alan Hatice Gökçe oldu. Koreografisi diğer şovlara göre farklıydı, modellerin ani kafa çevirişlerle , izleyicilere haşin bakışlar fırlatmaları önce şaşkınlıkla karşılansa da, alışıldı, şapkalar oluşturulmaya çalışılan karga imajını iyi tamamladı.Koleksiyon kargaların parlak tüylerine gönderme yapan parlak siyah kumaşlardan takımlar, ayrı parçaları içerirken transparan detaylar, kalın örgüden uzun elbiseler ve yine örgü pantolonlar dikkat çekse de giyilebilirliği ve modellerin üzerinde bile kötü duruşlarıyla akıllarda soru işaretlerine sebep oldu. İlk kez bayan koleksiyonunun da sergilendiği, uniseks tasarımları da içeren defilenin en kayda değer parçaları bana göre deri olanlardı, farklı kesimleri ve datayları hoşumuza gitti.
For us the first show of the closing day was Hatice Gökçe, she was inspired by the black crows.It was like a unisex collection and also the debut for the women’s collection.
Günün en ilgi gören defilesi kuşkusuz Hakan Yıldırım for Koton defilesi idi, erken saatte doldu, sıralarda otobus misali biraz ilerleyelim beyler muamelesi yapıldı. Defile konukları için hazırlanan torbaların içinden Maybelline’den ruj, üzerinde koleksiyonu simgeleyen kelimeler bulunan bir küp ve Koton katalogu çıktı, rujun kırmızısının da olduğu söylense de bizim sansımıza çıkan sedefli pembe rengin pek sansı yoktu
. Zamanında başlayan defilede ilk sunulan triko hırka, kazak ve taytlar beni biraz korkutsa da, bir süre sonra olay daha ümit verici hale geldi. Gri pelerin, safran ve mavi renkli mini ipek görünümlü elbiseler, üzerleri baskılı triko elbiseler, Sherlock Holmes’a gönderme yapan paltolar bunları ben giyerim dedirtirken yüksek bel, ekose, renkli çoraplarla seneye ne giyileceğinin sinyalleri verilmiş oldu.
The second show was belong to Hakan Yıldırım for Koton collection, there were nicely done casual pieces I’d like to wear like gray cape, bright colour dresses and Sherlock Holmes inspired coats.
Defile sonrası kapanış partisi için enerji santraline yöneldik,. İlk kez geldiğim bu güzel müze ah burada fotoğraf çekimi yapmalıyız dedirtirken , kalabalık bir parti için bana pek uygun bir seçim gibi gelmedi. Yaklaşık 1,5 saat kadar kaldığımız partiden ayrılıp geceyi Den Cafe ve Corridor’da noktaladık.
İki gününe katılabildiğim 4 günlük moda haftasıyla ilgili diğer notlarıma gelince:
* İlkine katılmış biri olarak herkes gibi Santral Istanbul’un bu olay için daha uygun bir yer olduğunu düşünüyorum.
* İlkine göre fazlalaşan oturma düzeni defileleri daha rahat izleme olanağı yarattı.
* Fashionable Istanbul’dan sonra blog yazarlarının resmi olarak davet edilmesi ile biraz daha ilerleme kaydedildi, farklı bakış açılarıyla anında bilgi aktarımına olanak sağlandı.
*Çadır biraz özensizdi, bekleme alanı biraz azdı, özellikle son gün fuar alanının kapanması ile bu hissedildi ancak daha iyisini yapmanın daha fazla para demek olduğunu hepimiz biliyoruz.
*Meg Ryan olayına şimdiye kadar değinmemiştim ancak artık z listesinde olan, tarzıyla hiç bir zaman gündeme gelmemiş, kırmızı halıda esamesi okunmayan birinin açılış için o kadar para verilip buraya getirilmesi anlamsızdı. Meg Ryan’ın gelişinin sponsor desteğini arttırdığı söylense de Istanbul’un moda merkezi olma yolunda ilerlemesine bir katkısı olmadığı gerçektir. Moda etkinliğine film yıldızı getirmek daha önceden yapılmış bir şeydir, böyle bir şey yapılmasaydı bence daha karakterli ve tutarlı bir seçim olurdu.
* Bu Meg Ryan konusundan çıkışla biraz beyin jimnastiği yaptığımızda illa biri getirilecekse mesela bu en iyi giyinen listelerinde ilk sıralarda yer alan, kendine ait moda markası olan Sienna Miller olabilirdi. Çok gerekli olmasa da belki ablası ile kurdukları Twenty8twelve markasının bir defilesi yapılabilirdi. Bunun dısında yine aynı durumda olan Mary Kate & Ashley Olsen, Keira Knightley, yine ünlü modellerden bazı isimler olaya renk katabilirdi. Moda alanında sözü geçen Suzy Menkes, Hilary Alexander gibi isimlerin IFW’yi izlemesi sağlanabilirdi veya sitesi binlerce kişi tarafından izlenen Style.com’la güzel ortak çalışmalara imza atan Scott Schuman diğer adıyla The Sartorialist getirilip, buradan karelerle ülkemizde de moda adına bir şeyler olduğu dünyaya gösterilebilir, belki gelecek kitabında Ece Sükan dışında buradanbaşka birilerinin de olmasına imkan verilirdi.
*Yemek imkanları çok kısıtlı ve sunulanlar lezzetsizdi.
*Bir öncekinde IFD’de defileler dışardaki ekranlara verilip izlenme imkanı sağlanıyordu ancak yetişemediğimiz Elaidi defilesini bu şekilde izlemek mümkün olmadı.
* Türkiye’nin diğer önde gelen markaları da olaya dahil edilerek çeşitlilik sağlanabilirdi.
*Fuar alanındaki markalar daha özenli seçilebilirdi.
Moda dünyasında ilerleme yolunda önemli adımlardan biri olan bu organizasyonun ilerde aksaklıklardan ders alıp daha iyi bir duruma geleceğine inancım tam, her şeye rağmen parçası olmak benim için güzeldi.
Are you tough enough?
It was a loong day
Sanırım benim için uyku vakti geldi, şimdilik hoşçakalın!
I guess it’s time for me to sleep, bye for now!
Style, chictopia,TFS,fashiongonerouge
Red hot leather pants
Merhaba
. Blog yazmayı unutmaya başladığım bu günlerde, kendime bir hatırlatma amacıyla koltukta oturmuş bu yazıyı yazıyorum. Konu biraz sıcak olsun, güncel olsun istiyorum ve oyumu kırmızı, deri pantolonlardan yana kullanıyorum. Kırmızı ve deri kelimeleri yan yana gelince pek çoğunuzun dudak büktüğünü görür gibi olsam da bu kış kırmızının ve derinin birleşiminin etkisi görmezden gelmek mümkün değil. Isabel Marant, Balmain ve Valentino gibi nicelerinin podyumlarda bize tanıttığı bu pantolonlar sokaklarda da gayet sıklıkla kullanılıyor ve bu tarz göze çarpan bir parçayı, siyah, gri, naturel tonlarda biraz yumuşatarak ve minimalleştirerek kullanmak ana şart gibi gözüküyor. Denemek isteyen?
Hello
. I almost started to forget about blogging and as a reminder to myself, sitting on the sofa and writing this post. I want this post would be a hot, current one and voted for red leather pants.I can sense that most of you making a face when the red and leather words come together but it’s inevitable to see these combination this fall. These gorgeous pieces were introduced us from Isabel Marant, Balmain, Valentino runways and they often can be seen on the streets where this kind of flashy pieced combined by more subtle colours like black, gray and neutrals. Now who wants to try ?
All black
Sokaktaki NY Moda Haftası

19 Şubat’ta son bulacak New York Moda haftasında şimdiye kadar baktığımda belirgin ve öne çıkan akımlar göremedim, genel olarak kreasyonlarda bir sadelik ve giyilebilirlik hakim ama daha önce de belirttiğim gibi bazaen podyumun yanı sıra sokakta neler olduğu beni daha çok şaşırtıyor.
New York Fashion Week will be ending on 19th February and I couldn’t see obvious trends but mostly I saw simple and wearable outfits so far. While the fashion week continues, I’d like to share some street style pics, which sometimes give me more joy than the runway.
Showing some love
Günaydın! Hava güzel, evde tembellikten grissiniyi krem peynire daldırıp sabah kahvaltımı yapıyorum,yanında da çay, bu tembellik blog yazmayı teğet geçiyor ama bu iyi bir şey olmalı :) . Hakan Yıldırım defilesi ön sırasında görüp yine sevgimin depreştiği ve bir süredir blogta yer almayan Kate Moss’a ithafen bir post yapmaya karar verdim, bugün pazar, biraz magazinin kimseye zararı olmaz değil mi? Longchamp’le yaptığı iş birliğinin ürünü çanta koleksiyonunun tanıtımını ondan iyi kimse yapamazdı sanırım, ben bu kadını seviyorum
.
Good morning! The weather is nice, I’m so lazy ,couldn’t prepare a decent breakfast but I’m not that lazy for blogging so it’s someting nice, no? Today I’ve just wanted to write a post about lovely Kate Moss after seeing her at Hakaan’s front row, my long time love for her just got back again
So today is sunday, a little bit of tabloid kind of post won’t harm anyone and no one can do modelling her handbag collection with Longchamp better than her, I love this women.
Bu da bonus olsun, geçenlerde yardım amaçlı çıktığı Fashion for relief defilesinden, Alexander McQueen tasarımı içinde.
This one is a bonus pic from her latest runway appearence from Fashion for relief show, in Alexander McQueen.
TFS

































































































































































